Ruh,Kader ve Reenkarnasyon

Bir okuyucumuzun yorumuna istinaden bu yazıyı yazma isteği hissettim. İnşallah açıklayıcı olacağını umuyorum.Elimden geldiğince sade ve anlaşılır şekilde konuları açıklamaya çalıştım. Sürçü lisan etti isek affola…

Teşekkürler…
Yine de kafama takılanlar var,örneğin islamda ve bir çok dinde cennet cehennem tanımı var.Şeytana uymayanlar cennete gider.Yani cehenneme gitmek bir kader değil seçim olmuyor mu?İnsana insiyatif verilmiş ,iyi seçimler cennete kötü seçimler cehenneme götürür.Herşey önceden planlanmış ise ,bu ilahi adalet nasıl işliyor?Eğer böyleyse hiçkimse bir amaç için mücadele etme çabası göstermez .(Birden kendimi çok anlamsız ve amaçsız hissettim)
Ruh konusuna dönersek;bir bütünün(güç,maneviyat hissetme ve düşünme şekli vs gibi) küçük kozmik maddelere dağıtılıp onlara hareket kazandırması diyebilir miyiz acaba?Ama bu durumda niye birbirimizden farklı düşünüyor ve davranıyoruz?Madem ki biriz? Ruhların cinsiyetleri ve eşruh hakkında sorularıma yanıt alamadım.
Ve reenkarnasyon konusu da çok ilgimi çekiyor.Yalnız çok çelişkili bilgiler duyuyorum.Mesela çok dindar kişiler reenkarnasyon olayına uydurma, insanları kandırma ,islamda böyle birşey yoktur diyor ve tek ruh tek beden vardır, insan defalarca dünyaya gelmez diyorlar ve Kuran da geçen ”biz sizi defalarca dirilttik ”ya da buna benzer ayetin açıklamasını farklı şekilde yorumlayarak diğer fikri çürütüyorlar.Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz acaba?
Başlı başına bir kitap konusu diyorsanız,ruh konusunu yazın o zaman ;bakın çok merak ediyoruz.
Zaman ayırıp yanıt verdiğiniz için teşekkürler..

Öncelikle cennet ve cehennem kavramları tüm dinlerde yer almaktadır. Çünkü tüm dinleri gönderen Allah’tır. TEK ve SONSUZ olan. Peki cennet ve cehennem seçime mi dayalıdır? Bir anlamda evet diğer anlamda hayır. Seçimi bizler değil yaratan yapmıştır. Yapmıştır diyorum çünkü bunlar dinimizde yer alan hadis ve bilgilerde açıklayıcı bir biçimde geçmektedir. “Secret ve Kader Farkı” isimli yazımızda bu konudan bahsetmiştim. O yüzden tekrar açıklama gereği duymuyorum, oradan okuyabilirsiniz. Madem ki herşey önceden planlanmış bu durumda bizler neden birşeyler için çaba gösteriyoruz diyecek olursak. Sebebi şudur; Allah katında (boyutsal dev bir farklılık, hafzalanızın alamayacağı kadar) herşey, ayette belirtildiği gibi “Kalem kurudu” şeklinde bir açıklamada, yaratılanlar yani Ef-Al alemi için çoktan belirlenmiş bulunmaktadır.

Şu hususu çok iyi kavrayalım:

Bir deri parçasını başına şapka yapmakla, ayağına ayakkabı yapmanın senin yönünden nasıl bir farkı yoksa; ayağın tabanı nasıl, beni aniye göz yapmadın diyemiyor ise; var edilen varlıkların da, gerçekte, beni niye şöyle yapmadın demeye hakları yoktur!.. Velev ki deseler..? Vücudunuzdaki bir hücrenin içindeki virüsün tümüyle isyan, ya da sizi tasdik içinde olması, sizde ne uyandırır ki?..

Evet, “kaderin” orijini itibariyle; her şeyin, TEK varlık sahibinin ilim, irade ve kudreti ile oluştuğunu anlattığını belki bu yolla anlayabiliriz.
Ruh konusunda aslında ;”bir bütünün(güç,maneviyat hissetme ve düşünme şekli vs gibi) küçük kozmik maddelere dağıtılıp onlara hareket kazandırması diyebilir miyiz” diyemeyiz çünkü önceki yazılarımda da söylediğim gibi, YARATILANLAR, tüm bu özelliklerini sadece bu tümel TEK den almaktadır. Dolayısı ile BİZ dediğimiz yada kişisel olarak BEN dediğimiz yapının aslında BİZ yada BEN olmadığını anlamamız gerekmektedir. Kozmik robot terimini bu yüzden kullanmış bulunuyoruz. Eş ruh kavramıda, yapımız itibari ile yani yaratılmış olarak bizde (O’nda) oluşturulan isimlerin, farklı bir yaratılan ile aynı isim özelliklerine sahip olması dolayısı ile meydana gelen çekim yani yakınlaşma etkisidir.

Reenkarnasyona gelince;

Her insanın ruhu, ana rahminde iken gelen “meleki” (ya da bir diğer deyişle kozmik) etkiler sonucu beyin tarafından üretilir; ve bu ruh beden, ölüm denen olayla biyolojik bedenden ayrılarak yaşamına kendi boyutunda devam eder…

-“HERBİRİNE ÖLÜM ERDİĞİNDE; RABBİM BENİ GERİ DÖNDÜR DÜNYA YAŞAMINA DA YAPMADIKLARIMI YAPAYIM; DERLER.. BU KESİNLİKLE MÜMKÜN DEĞİLDİR!.. (MAHŞERDEKİ) BÂ`S (yeni yaratılış) GÜNÜNE KADAR BERZAHTADIRLAR!..” (23-99/100)

-“ÖLDÜKTEN SONRA GERİ ÇEVRİLECEK YOKTUR !..” (HAK DİNİ cilt:6 s:4197)

Âyet ve hadisi dahi, ölümü tadan hiç bir kişinin asla dünyaya geri gelmeyeceğini vurgulamaktadır…
Dolayısı ile bu konuda ortaya atılan ateist düşünceler ve farklı kavramları zihnimizde sorgulamak yerine, ayetin belirtmiş olduğu gerçeği görerek onu anlamamız ve bu tarz vehimlerden ebedi olarak kurtulmamız gereklidir.

Bu yazımızda kolaylık olması adına bazı kaynaklardan alıntı yaparak açıklamalarda bulundum. Çünkü bunu kendi kalem sanatım ile yazmaya kalkarsam, yine oldukça fazla yazı dizisi oluşturacak konular bulunmaktaydı. En basit ve en aciz şekli ile sorularınızı cevaplamaya çalıştım. Farklı sorularınız olursa aynı şekilde bildirmenizi temenni ederim. Saygılarımla…


Reklamlar
  • Trackback are closed
  • Yorumlar (4)
    • sido
    • 06 Haz 2009

    Çok çok teşekkür ederim bu bilgiler için.Alıntılar da sonuçta bir insanın araştırma sonucu sentezi değil mi?Uzun bile olsa vaktiniz olduğu ölçüde, kendi sentezinizi okumayı çok isterdim.Yine de zaman ayırdığınız için tekrar teşekkür ediyorum.

    • sido
    • 06 Haz 2009

    Sayenizde aldığım bilgileri hazmetmem (gerçekten anlayana kadar üzerinde düşünmek demek istedim)gerek.Yoksa sorulacak daha çok sorum var.
    Yanıt için teşekkür ederim.

    • Oguzz
    • 08 Haz 2009

    Ahmed Hulusi nin kitapları gerçekten çok kaliteli.Ruh ve cin konularında onun yazmış olduğu kitaplara başvurabilirsiniz.Tabi öncelikle kuran ve peygamber efendimizin hadislerine başvurarak.Ancak şunu bilmelisinizki Ahmed Hulusi ninde yaptığı budur yani kuran ve peygamber efendimizin hadislerini modern dilde açıklamıştır.

    Volkan abinin yazıları herzamanki gibi mükemmel..

    • sevil
    • 18 Haz 2009

    merhaba
    değişim konusunda daha fazla bilgilenmek istiyorum maddi maneviolumsuz huzursuzum yardıma ihtiyacım var bu konuda sizdenbirışık bekliyorum
    saygılar

Yorumlar kapatıldı.
Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: